anlatım bic 2 edebiyatvedil.net

çok acayip yahu…valla…

hayatımın hiçbir döneminde rüyalarım bu kadar canlı, bu kadar renkli olmamıştı ve bu denli aklımda kalmamıştı tüm ayrıntılarıylan. nedendir bilemem…  ama fatih altaylı’nın okul müdürü benim yaramaz öğrenci olup da okula getirdiğim darbukayı patlatmasından tutun da, 4,5 yıllık evli olduğum kocamla tekrar evlenmeye kalkışıp düğünden sonra herkesin beni unutup gitmesine üzülüp saç baş yolmama kadar; eve giren hırsızı yakalayıp küfretmem, onun da bana karısını hiç aldatmadığı savıyla destekleyerek namuslu bir insan olduğunu ısrarla savunması ve benim bu rüyadan dişlerimi sıkmış şekilde “umarım ölürsün-inşallah ölürsün hı-dı-dıdıdı” diye sayıklayarak uyanmamdan, (üstelik rüyamda polisin numarası 155ten 111’e dönüşmüştü) gittiğimiz tiyatro oyununda en önde oturan ablamın bir diksiyon hatası yapan oyuncuya “OHA! O ÖYLE Mİ DENİR SALAK!” diyerek haddinden yüksek sesle bağırması (intervention de le spectateur’un dibine vurması) sonucu oyunun oracıkta sona ermesi ve ayıplayan seyirci bakışları altında tiyatro salonunu terketmemize; alışveriş yapmaya markete ablamın arabasıyla giderken ablamın yolu şaşırması ve kendimizi oturduğumuz yerden eksi artı 800 kilometre uzakta bulunan bayburt sokaklarında bulmamız-benim “abla bak şu yola sap da sana ilk kaldığım evi, çalıştığım okulu göstereyim, sonra çevre yoluna çıkarırım seni, eve döneriz” demem ve ablamın bu teklifimi “yok lan, eve geç kalırız” diyerek reddetmesinden, bir yakınımızın düğününe giderken uymamız gereken giyim kurallarına bir türlü uyamadan saatler geçirip sonunda atlet ve donla seçkin davetli kalabalığına karışmak zorunda kalmamıza; imza günü için dost kitabevi’ne gelmiş bulunan stephen king’in elini öpüp başıma koymam-onun da bana kitap standının birinin arkasındaki uçsuz bucaksız karanlık uçurumu göstermesinden (ve akabinde benim aklımın uçup gitmesinden) amerika’lı pis  herifin birine “i’m sooooooo gonna sue you, asswipe!” (meali: seni öyle bir mahkemeye veririm ki vb vb..) diye böğürmeme kadar geniş spektrumlu ve kaotikler…. çok ilginçler, çok..

keşke uyanık zihnim de bu kadar yaratıcı olsa paranın üreme organına antre yapardım validesini pazarladığımın……..

işte böyle sevgili arkadaşlar.

arz ettim.

Yazar: Nihan

Bir Yorum Yazın