edebiyat2

ben sevmiyorum

yaşlanmak böyle bir şeyse ben sevmiyorum.

kılı kırk yarmaksa

ince ince düşünmekse yaşlanmak..

yaşlanmak beğenmemekse her şeyi öyle kolay kolay

eskisinden zor kabullenmekse başına gelenleri yaşlanmak,

ya da başına gele(bile)ceklerden korkup da

bir şeyleri kendi ellerinle bitirmekse… ah..

yaşlanmak böyle bir şeyse hakikaten sevmiyorum ben,

değiştiğimi görüp de kabullenememekse yaşlanmak,

kendim diye bildiğim kişiye yabancılaşmaksa,

tanıyamamaksa aynada bakıp bakıp da

suratıma…

sevmiyorum böyle bir şey yaşlanmak ise,

bırak allahaşkına nihan,

kim yaşlanmayı sever ki böyleyse,

şayet böyleyse..

peki ya değilse? peki yaşlanmamışsan aslında da için kuruduysa.. tükendiyse övündüklerin.. ışığın köreldiyse.. öldüyse için, bedenin yaşarken? peki ya kimyasalların eseri ise bu halin? uyuşturmak için uğraştığın beynin en sonunda uykuya daldıysa ya da terkettiyse seni?

ya “cinayeti kör bir kayıkçı gördüyse,

sen vursan kendini vuracaktıysan?”

ya o zaman?

Yazar: Nihan

Bir Yorum Yazın